BAĞLAMA YAPIMI
Bağlama yapımı ile ilgili lütfen soru
sormayın, cevap verecek zamanım yok. Bu yazı bir kaç yıl
öncesinden yazıldı ve hala kullanılıyor olduğu için
kaldırmadım.
Teknede kullanılacak ağaç seçildikten sonra
Klavyede kullanılacak ağacın seçimi geliyor. Az lifli, tellerin uygulayacağı
basıncı kaldırabilecek dayanıklılıkta ağaçların seçilmesi gerekiyor. Ben Batılı
yapımcıların Gitarlarda kullandıkları şekilde altta Akçaağaç üzeri Pelesenk veya
Abanoz presli klavye kullanıyorum. Sonraki aşamada ise ses tahtasının seçimi
geliyor... Bunda da dayanıklı ve uzun ömürlü olması açısından genellikle Ladin
kullanıyorum... Değişik ağaçlar kullandığım da oluyor. Genel tercihim Ladin ve
Sedir şeklinde oluyor.
Sonrasında hangi sertlik veya yumuşaklıkla bir tını
elde edilmek isteniyorsa ona göre ağaçların işlenmesi gerekiyor... Bağlama
ustası Kemal Eroğlu'nun dediği gibi kullanılacak ağaçların birbirlerini
sevmeleri gerekiyor. Kaba hatlarıyla bağlama ortaya çıktıktan sonra ince
işçiliğe sıra geliyor ki, bu da ayrıca bir titizlik gerektiriyor. Yapılan en
küçük bir hata cilanın altından kendini olanca çıplaklığıyla gösteriyor. Bu
da sonuçta (benim açımdan) ciddi bir moral bozukluğu yaratıyor... Bunun
olmaması için konsantre olmak gerekiyor. Konsantre olamadığım zamanlarda
çalışmayı bırakıyorum.
Bu zamana kadar tamir ve
bakımını yaptığım ve tamamı Türkiye üretimi olan bağlamalarda gördüğüm teknik
hataların bir analizini de yaparak kullanıcılara yardımcı olmaya çalışayım. Çok
sayıda bağlama tamir için geldi. İçlerinde büyük paralara alınmış, çok meşhur
ustaların yaptıkları da vardı. Türkiye üretimi bağlamaların en büyük özelliği
dışta kullanılan süslemelerin albenisidir. Gerçekten de çok temiz ve göze
hitapeden bağlamalar üretiliyor... Bağlamanın göze hitapetmesini yadırgamamak
gerekiyor. Temiz işçilik benim için de önemli, ancak kulağa hitap eden kısmı ile
kullanım kolaylığı daha da önemli... Burada küçük bir ayrıntı da var. Bağlamanın
ham halinde ne kadar çok hata varsa üzerine o kadar çok süsleme (kaplama)
yapıştırılıyor...İnsanların çöpe atmak istediği şekil ve görünüm itibariyle
hatalı eski bağlamalardan o kadar güzel tınılar elde ediliyor ki...Anlatmak
zor... Atölyede aylarca duvarda asılı duran ve özellikle gençlerin eline dahi
almadığı kötü görünümlü eski oyma Gürgen bağlamayı ancak profesyoneller
değerlendirebiliyor... Bağlama ustası Okan Murat Öztürk böyle bir bağlamayı
Türkiye ye götürdü.. Çok kötü bir işçiliği vardı... Ancak tını çok
özeldi.
Bağlama yapımcılarının yüzde
doksanı bir başkasının yaptığını kopya ederek çalışıyor. Bu kanıya varmamdaki
neden ise şöyle: Birisi görünüm açısından göze daha estetik gelen bir şey
yapıyor. Ancak bu kullanımda veya sesi yansıtmada çok ciddi bir hata. Görüyoruz
ki aynı hata yıllar sonra hala tekrar ediliyor. Basit
örnekler:
Ses Tahtasının (Gögüs)
kenarına ince bir şerit cizgi yapılıyor. Bu bazen iki üç renkli veya plastikten
de olabiliyor. Yaprak veya dilimli denilen bağlamaların tekne kalınlığında ise
bir standart yok. Tamir ettiklerim içinde 1,5 mm den 6 mm ye kadar et kalınlığı
olanlarını gördüm. Eski oymalarda ise et kalınlığında sınır yok bazı
bölgelerinde kalınlık 1 cm ye kadar çıkabiliyor.
Ortalama olarak teknenin et
kalınlığını 4 mm alalım. Kenarına çekilen çıtanın kalınlığı da 2 ile 3mm
arasında değişiyor. Bu durumda ses tahtası teknenin üzerine ancak 1 mm veya 2 mm
kadar oturuyor. Bu durumda araya giren çıta tekneden gelen sesin yansımasını
engelliyor. Bu rurumda da ses geliyor tabi... hatta çok iyi ses verenler de var.
Ancak bu o tekneden elde edilmesi gereken doğal ses değil. Aradaki ikinci bir
ağaç cinsinden dolayı gerçek ses yansıtılmıyor. İki sevgilinin arasındaki
yabancı varlık gibi. Diğer bir dezavantaj da ses tahtasının tekneye tam
oturmamasından dolayı basınç gövdeye eşit bir şekilde yansımıyor. Tellerin
uyguladığu basıncın eşit yansımamasından dolayı ses de dalgalanmalar veya arada
ses geçmemesi gibi pozisyonlar da olabilir. Daha da kötüsü en küçük bir darbede
ses tahtası bir kaç yerinden çatlayıp içine göçebiliyor.. Bu gibi çok sayıda
örnek gördüm.
Sesi de bir elektirik akımı
gibi düşünebiliriz. Aradaki bir yabancı madde akımı kesebiliyor veya az
geçirebiliyor.
İkinci örnek: Burgular
geriye doğru eğik olarak takılıyor. Yandan bakınca bu daha estetik görünüyor..
Ancak bu tür bağlamaları kullananlar bilirler ki bu kullanıcıya yapılan en büyük
kötülüklerden birisidir. Burgu dönüş yönüne uygun olarak teli deliğin içine
doğru çeker. Bir kaç bükmeden sonra ise burgu kendini dışarıya atar. Bu her
akort da tekrarlanır ki bundan daha sinir bozucu bir şey olamaz... Yapımcılar
hala bu tür hatalı bağlamaları üretmeye ve satmaya devam
ediyorlar...
Tel Yüksekliği: Tellerin
gövdeye ve klavyeye olan yüksekliğinin de iyi ayarlanması gerekiyor. Henüz
standardı olmayan bağlamada ideal eşik yüksekliği 5 mm veya 5,5 mm olarak kabul
ediliyor. Tellerin gövdeye yakınlaşmasıyla kullanımda ve tezene hareketinde
büyük kolaylıklar sağlandığı gibi akort ederken daha ince seslere çıkmak da
olanaklı hale geliyor. Yani iyi ayarlanmış bir eşikle bir bağlama iki ses daha
fazla akort kaldırabiliyor..
Bunun yanısıra alt ve üst
eşiklerin tam oturması ve tel çizgilerinin temiz kesilmesi gerekir. Üst eşik
hala geleneksel olarak açılan yuvaya çakılıyor. Eşiğin tam oturmamasından
kaynaklı bir veya daha fazla telde sesler pürüzlü gelebiliyor. Alt eşik içinde
aynı şey geçerli... Eşiğin gövdeye tam oturması gerekiyor..Eşiklerde kullanılan
malzemelerin cinsi de ses üzerinde etkili oluyor. Sadece eşikleri değiştirerek
sesi bir miktar etkilemek (parlak, pes, yumuşak vs.)
mümkün.
Bağlamanın sesi üzerinde
etkisi olan ciddi hatalardan birisi de Cila. Sevindirici bir gelişme son
yıllarda Nitrolack, Schellack gibi cilalar kullanılmaya başlandı... Ancak büyük
çoğunluk hala Polyester kullanmaya devam ediyor. Polyester bir mobilya cilası.
Bazı bağlamalarda 2mm kalınlığında olanını gördüm. Avrupada artık mobilyalarda
da kullanılmıyor. Polyester kalınlığından dolayı sesi dışarıya tam olarak
yansıtmıyor. Benim iddiam değişik ağaçlardan yapılmış, hepsi aynı kalınlıkta
cilalanmış 10 ayrı bağlamanın ses özellikleri birbirine yakındır. Çünkü
öncelikle Polyester sesi verir. Polyester kalın ve sert olduğundan dolayı kolay
çizilmiyor. Bizim kullandığımız cilalar ise bağlama kullanımında özen
gerektiriyor... Bağlamayı vurmalı çalgı gibi kullananlara Polyester cilayı
tavsiye ediyorum.
Burgularda kullanılan ağacın
cinsi de kullanım kolaylığını birlikte getirir. Son yıllarda tamamen yanlış
gelişen bir moda var ki bu da Abanoz burgu modasıdır.. Klavyede kullanılan
ağacın cinsine göre burgu kullanılmalıdır. Yakın sertliklerde iki ağaç cinsinin
iyi sonuç vermediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Benim tercihim Pelesenk
(palisander) yönünde oluyor. Abanoz kullandıklarım da oluyor. Burguların, burgu
için üretilmiş aletlerle alıştırılarak takılması ve yumuşatıcılarla
desteklenmesi kullanırken kolaylıklar sağlar.
Tabi en
güzeli de meşhur sanatçıların bağlamalarına sahip olanlar...Bu konuda çok örneğe
sahibim. Özellikle Avrupa da yarı meşhur diyebileceğimiz sanatçı kırıntıları bu
işlerden iyi paralar kazanıyorlar. En bilinen örneği ise Arif Sağ'dır. Piyasada
binlerce Arif Sağ bağlaması vardır. Tabi aynı adam Arif Sağ'ın ona hediye ettiği
onlarca bağlamayı da satabilmekte... Ne diyelim alanların saflığıdır. Arif
Sağ'ın hediye ettiği bir bağlama neden satılır ki? Hem hediye satılır mı? Ama
satılıyor... Ne yapalım Euro tatlı.
Türkiye'de
yılda yaklaşık olarak 2,5 milyon bağlama üretildiği söyleniyor. Bu büyük bir
rakam. Ancak bağlama yapımcılığının ve bağlamanın henüz standartları oturmadı.
Basit örneği 50 adet bağlamanın ellisinde ayrı ölçüleri ve ayrı perde yerlerini
görmek mümkün oluyor. Türkide de iyi paralara bağlamalar satılıyor. İnsanların
emeklerinin karşılığını almasını her zaman savundum. Hele özel şeyler
üretenlerin... Ancak burda durum tamamen farklı.. Türkiye de kendisi bağlama
üreten usta sayısı çok azaldı... Öncelikle çıraklar bağlama üretiyor. Usta da
eline alıp şöyle bir bakıyor sanırım. Çünkü çok ciddi ustalardan gelmiş ciddi
üretim hatalarına sahip, buna rağmende iyi paralara satılmış bağlamalar
gördüm.
Kendisi
emeğini koyarak ciddi şekilde çalışarak bağlama üretenlerin emeklerini de
pazarlık etmeden ödeyin lütfen diyorum. Burda en önemli Pazar tabi Türkiyede
(Alamancılar) olarak tabir edilen Avrupada yaşayanlar. Onlarda para çok olduğu
için kolay ödüyorlar. Alamancıların izin mevsiminde klavyede kullanılacak
ağaçları ekmek fırınlarında kurutup takan yapımcılar olduğu da bir gerçek. Tabi
ordan gelen bir bağlama Avrupa da bir yılda problem çıkarmaya başlıyor... Çünkü
iyi değerlendirilmemiş ağaçlarda iklim değişikliğinden dolayı kolay sapmalar
oluşuyor. En basiti Sap dönmesi denilen olaydır.
Bir de
modaya uygun iyi bağlamalar var. Bunlar bazı Meşhurların tamamen para kazanmaya
yönelik reklamlarından ibaret şeyler. Gitar burgulu bağlamada olduğu gibi...
Yeni üretilen bir bağlama denenmeden piyasaya sürüldüğünde beraberinde
getireceği problemler de ancak kullanım sırasında anlaşılabilir. Gitar burguları
klavyeye fazladan bir ağırlık veriyor ki bu kullanım sırasında sıkıntı verici
bir durum. Tabi reklam amaçlı TV ye çıkıp bir saatlik bir sıkıntıya da
katlanılıyor. Çünkü meşhur birinde görüldükten sonra insanlar satın almak için
sıraya giriyor. Bir süre sonra da duvara asılıyor... Şimdilerde de birbirine
yapıştırılmış iki bağlama modası başladı.. Ben, bana gelen bu türde bağlama
isteklerini reddediyorum. Değişik bağlama çalmak isteyen iki bağlamayla da
sahneye çıkabilir. Nitekim çıkıyorlar da.
Gelelim iyi
bağlama neye denir sorusuna:
En iyi
bağlama benimki diye bir yaklaşım yanlıştır. Enstrüman, kullanıcısına kendisini
rahat kullanma olanağı veriyorsa, kullanıcısıyla arasında bir iletişim
kurabiliyorsa, kullanıcının kendisini ifade etmesine olanak sağlıyorsa yani
kullanıcı enstrümanında kendini ifade edebiliyorsa (teknik hariç) o enstrüman
İYİDİR.
İki insanın
birbirini severek evlenmesi gibi bir durum sözkonusu. Arada anlaşmazlıklar
çıktığında da medeni bir şekilde ayrılmak (yeni bir bağlama edinmek) veya
birlikteliği sürdürebilmek için dışardan yardım aramak gibi yollarla (bağlamaya
tamir veya bakım yaptırmak) iyi bir birlikteliği sürdürmek
sözkonusu.
Teknik
olarak da temiz işçiliğe sahip, kulağı tırmalamayan sesleri yansıtan, kullanımda
zorluklar çıkarmayan, her altı ayda bir tamir istemeyen (masrafsız) uzun yıllar
dayanabilecek bağlamaya ben iyi bağlama diyorum. Tabi bazen bu özelliklerin
hepsini bir arada bulmak mümkün olmayabiliyor. O zaman da bir miktar fedakarlık
yaparak birlikteliği sürdürmek gerekiyor.
Bağlama
alırken yapmanız gereken tek şey: Bağlamanın bütün tellerini
akort aletine göre akortlayın. Sonra çalın.
Değişik pozisyonlarda sesler temizse, perdeler de kayma olmuyorsa
alabilirsiniz. Aksi takdirde yapımcıdan düzeltmesini
isteyebilirsiniz. Eşik, perde ayarlarının yeniden yapılması gerekiyor
demektir.
Evinizde enstürüman için doğrudan güneş almayan ısıtıcılara uzak,
nem olmayan, cereyan ulaşmayan bir köşe seçmelisiniz. Kışın kalorifer veya soba
yanıyorsa odaya bir kapla su koymak ve ıslak havlu asmak iyi bir yöntemdir.
Yazında aynı yöntemler kullanılabilir.
Enstrümanın ses tahtası kirlenmişse bunu gidermek için Alkol,
Aseton, zımpara vs. kullanmayın. İlk ikisi cilaya zarar verebilir. Zımpara ise
ses niteliğini değiştirir.
Enstrümanınızı çaldıktan sonra kılıfına koyarak yerine
kaldırın.
Enstrüman çalarken onu dövmeyin, ona işkence etmeyin. Siz ne kadar
çok ona vurursanız onun sesi de o kadar kötüleşir. Onu okşayarak, sesleri tam
vermesini sağlayarak çalın. İlla vurarak, döverek çalmak istiyorsanız vurmalı
çalgılara geçin.
LÜTFEN BAĞLAMALARI ÇALARKEN DÖVMEYİN. HASSAS ALETLERDİR SİZE
ALINABİLİRLER.!
Müzikli günler dileğimle...
Sinan
Yılmaz